ANNE SÜTÜ

ANNE SÜTÜ
Anne sütü, bebeklerin normal büyüme ve gelişmesini sağlayacak en ideal yapıdadır. Hiçbir yiyecek ve içecek anne sütünün yerini tutamaz.

Doğum sonrası ilk 6 ay yalnızca anne sütü verilmelidir. Anne sütü verirken suya bile gerek yoktur. Kesinlikle şekerli su ve pirinç unu da verilmemelidir. Anne sütü mükemmel bir besindir ve bebeğin büyümesi, gelişmesi için tek başına yeterlidir. Verilen her ek gıda (su bile olsa) bebeğe tokluk hissi verecek ve emmeyi azaltmasına neden olacaktır. Ayrıca hastalanma riskini artıracaktır. Anne sütü içeriğindeki anti-mikrobiyal maddeler ve immünoglobulinlerle bebeği ilk aylarda enfeksiyonlara karşı korur. Dört aydan önce çocuğun ek gıdaları çiğnemek için dişleri henüz yoktur ve sindirime yardımcı olacak tükürük salgısı ve enzimleri de görece yetersizdir. Ek gıdaların erken alınması sindirim bozukluğuna neden olabilir.

Çocuğun tartı alımı yeterli ise ek gıdalara 6 aylıkta başlanır. Mümkünse çocuğa en az 12 ay hiç inek sütü verilmemelidir. İnek sütü bir insan yavrusunun ihtiyacından fazla protein ve mineral içerir. Bu da bebeğin böbreklerinde yük oluşturur. Formül sütler, bileşimleri anne sütününkine benzeyecek şekilde değiştirilmiş sütlerdir ve inek sütü ile olan yüklenmeye neden olmazlar. Ancak inek sütünün çocuklarda nadiren görülebilen ciddi alerjik reaksiyonları formül sütlerle de görülebilir.

D vitamini ve flor: anne sütü diğer vitaminlerden zengin olmasına rağmen bebeğin günlük ihtiyacını karşılayacak kadar D vitamini içermediğinden, bebeğe ilk aydan sonra D vitamini başlanır ve 2 yaşına kadar devam edilmelidir. Altı aylıktan sonra diş çürümesini engellemek amacıyla diş macunu kullanana kadar bebeğe flor verilebilir.

– Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 3-4 gününde kendilerine yetecek kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü bollaşıncaya kadar bebeğe dışardan su veya başka bir içecek verilmesine gerek yoktur.
– Annenin ilk 4-5 günlük sütü olan “AĞIZ SÜTÜ” nü (Kolosturum) bebeğe verilmesi çok önemlidir. Çünkü ağız sütü adeta bebeğin ilk aşısıdır.
– Anne sütü bebeğinizin solunum yolu, ishal, alerjik hastalıklar ve daha bir çok hastalığa yakalanmasını oldukça azaltır. Bebeğinizi hastalıklardan korur.
– Anne sütü temizdir.
– Anne sütü hazırdır.
– Anne sütü ücretsizdir.
– Anne sütü uygun sıcaklıktadır.
– Anne sütü ile beslenen bebeklere 6 ay hiçbir şey verilmesine gerek yoktur.
– Anne sütünün sindirimi kolaydır. Bu nedenle bebeğinizde gaz sancısı az oluşur.
– Prematüre doğum yapan annenin sütü, miadında doğum yapanlardan daha farklıdır. Erken doğmuş bebeğinizi daha iyi beslemesi için tasarlanmıştır. Mikroplara karşı antikoru ve proteini fazladır.
– Bebeğinize ilk 6 ay sadece anne sütü veriniz.

SEZARYEN DOĞUM SONRASI AĞRI

SEZARYEN DOĞUM SONRASI AĞRI
SEZARYEN AMELİYATI SONRASI AĞRI
Her ameliyat gibi sezaryen (sezaryan, sezeryan) ameliyatından sonra da belirli derecelerde ağrı olur ancak günümüzde gelişen ağrı kesici ilaçlar ve anestezi-ağrı kesici metodlar sayesinde bu ağrıları azaltmak kolaylaşmıştır. Sezaryen doğum sonrası ağrının başlıca nedeni her karın ameliyatında olduğı gibi cilt ve cit altındaki kas, fasya vb. dokuların kesilmesidir. Normal doğumdan sonra olduğu gibi sezaryenden sonra da rahim kanamayı durdurmak için kasılır, bu kasılma da ağrıya neden olur.

Sezeryan sonrası ağrı nasıl azaltılır?
Sezeryan ameliyatından sonra ağrının en fazla olduğu dönem ilk 2-4 saatlik dönemdir. Spinal veya epidural anestezinin (belden iğne ile ilaç vererek uyuşturma) bu esnada çok büyük avantajı vardır çünkü etkisi ameliyattan sonra bir kaç saat devam ettiği için hasta ağrının en yoğun olabileceği bu dönemde hiç ağrı hissetmez. Genel anestezi sonrası uyanma gibi bir durum da spinal-epidural anestezi sonrasında yoktur. Spinal-epidural anestezi hakkında ayrıntılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Genel anestezi ile ameliyat olan hastaların ameliyat sonrasında ağrı hisetmemeleri için narkotik analjezik veya non steroid antienflamatuar denilen ağrı kesici ilaçlar kullanılır. Hastaya ameliyattan sonraki ilk gün verilen serum ve içerisindeki ağrı kesiciler de ağrısını azaltmakta faydalıdır.

Hasta Kontrollü Ağrı Kesici (PCA, Patient Controlled Analgesia)
Bu yöntem adından da anlaşıldığı üzere hastanın kendi kontolünde ağrı kesici ilaç veren bir yöntemdir. Hasta ağrı hissettği andaa cihazın düğmesine basar ve ilaç salınır. Bu yöntem epidural anestezi kateteri ameliyattan sonra yerinde bırakılarak uygulanır genellikle. Hasta düğmeye bastığında kateterde belindeki epidural aralığa az miktarda ağrı kesici verilir. Aynı yöntem damardan ilaç verecek şekilde de uygulanabilmektedir. Bu yöntem sezaryen dışındaki bir çok ameliyatta da yaygın olarak kullanılmaktadır. PCA yönteminin avantajı ilaç sadece hasta ağrı hissettiğinde verildiği için gereksiz yüksek dozda ilaç kullanılmasının önlenmesidir, ayrıca hasta ağrı hissettğinde kendisine ağrı kesici ilaç uygulanması için beklememiş olur.

MİYOM İLE İLGİLİ BELİRTİLER VE ŞİKAYETLER

MİYOM İLE İLGİLİ BELİRTİLER VE ŞİKAYETLER
Miyom (myoma uteri, halk arasında rahimde ur olması) çeşitli belirti ve şikayetlerle ortaya çıkabilir ancak myom saptanan hastaların çoğunda hiçbir şikayet veya belirti yokken muayene sırasında tesadüfen myom saptanır. Küçük yani bir kaç cm çağındaki myomlar genellikle hiçbir zaman şikayete neden olmazlar ve büyümedikleri sürece bir problem oluşturmazlar bu nedenle küçük haldeyken tedavi edilmezler.

Myomlarla ilgili en sık rastlanan belirtiler aşırı ve uzun süren adet kanamalarıdır (menometroraji). Myomlara bağlı seyrek adet görme olmaz ancak sık adet görme, kanamanın uzun sürmesi, kanama miktarının aşırı olması ve buna bağlı kansızlık (anemi) gelişmesi gibi belirtiler olabilir. Adet sancılarında artış (dismenore) meydana gelebilir. Myomlara bağlı cinsel ilişki sırasında veya sonrasında kanama nadiren olsa da özellikle adet dönemi ortalarında kanama, lekelenme gibi belirtiler olabilir.

Myomlara bağlı diğer sık görülen şikayetler arasında kasık ağrısı, bel ağrısı, sık idrara çıkma gibi şikayetler vardır. Bu şikayetler büyük (en az 5-10 cm) myomlara bağlı gelişebilir. Küçük 2-3 cm boyutunda myomalara bağlı kasık ağrısı, bel ağrısı, sık idrara çıkma meydana gelmez, bu hastalarda bu şikayetlerin başka bir nedeni araştırılmalıdır. Sık idrara çıkma büyük ve rahim ön tarafında bulunan bir myomun idrar torbasına baskı yapması sonucu meydana gelir. Yine bu tür büyük myomlara kalın barsağa (rektum) baskı yaparak kabızlık, zor tuvalete çıkma gibi şikayetlere neden olması mümkündür.